ELVEDA KİRLİ DÜNYA

      Zamansız bir yok edici,
Gelip 'dur' derse,
Sol göğsümdeki santrale,
Sen, hep hazır tut bilincini o büyük güne...
Unutma gülüm,korkulacak bir şey değildir ölüm
İnsan, sonsuza uçar bir gün. 
  
Yakalandığı amansız hastalığa yenik düşen emekli öğretmen arkadaşımız Mustafa Yazıcı’yı, 15 Temmuz 2011 tarihinde, Maçka’nın Armağan Köyü’nde toprağa verdik.   Sendikal hak ve özgürlükler mücadelesinin sıra neferi,  doğa ve çevre savaşçısı, sosyalist, eğitimci ve yazar Mustafa Yazıcı’nın arkadaşları, değerli eşi öğretmen Zülfiye Yazıcı, dost ve yakınları olarak hep birlikte onu sonsuzluğa uğurladık.           Dağların sis dolu yüreğinden
         Kristal yağmurlar damlıyor şimdi
         Anılarımızın sararmış yapraklarına
         Hüznün ıslak gülüşünde
         Mevsim suskun bir yalnızlık
         Mavi bir özlem arıyor şimdi
         Kardan beyaz düşleri

Karaciğer kanseriyle bir süre mücadele ettikten sonra,  bu amansız hastalığa yenik düşerek, hayata veda eden Yazıcı, çevresinde çok sevilen örgütçü bir kişiliğe sahipti. O, aynı zamanda Trabzon Çevre Girişimcileri Derneği’nin başkanlığını yürütüyordu. Buruk bir sevinç gibidir yaşamak,
Sonsuzluğa yürürcesine,
Koşarcasına hiç durmadan…
Bak, direnmeye yüz tutmuş
Mavi bir türkü yine avuçlarımda…
Haksızlık ve zulmün üstüne yürüyen 
Yazıcı, ülkemizin ve bölgemizin çeşitli toplumsal sorunları konusunda etkin çalışmaları, ciddi duyarlıkları olan isimlerin başında geliyordu.  Başta çevre olmak üzere tüm sorunların çözümü için bilgili, bilinçli, örgütlü bir toplum oluşturabilmek amacıyla yılmaksızın mücadele etti … Organize ettiği çeşitli toplantılar aracılığıyla, “doğa ve çevre bilincinin önemi” konusunda insanlarımızı sürekli uyarmıştır. Nükleer karşıtı son basın açıklamasında şöyle demişti:  ” Japonya’da yaşanan güncel nükleer felâket; bu tür santrallerin kazalarla dolu tarihinde çok yeni bir dramatik aşama olarak dikkat çekmektedir. Umarız; insan yaşamını yok etmeye yönelik, bu tür felâketlerden, ilgililer ve yetkililer gereken dersi çıkarırlar. Akkuyu’da Ruslarla, Sinop’ta Japonlarla imzalamaya çalıştıkları nükleer projelerden vazgeçerler. Böylece, ülkemiz insanları ve çevre aktivistleri, rahat bir nefes alırlar.” Birlikte hazırladığımız  http://karadenizcevre.blogcu.com/ adlı web sitesinde, o zamana kadar yapılan örgütlü çalışmaları, Trabzon’un çevre sorunlarını ve çözüm önerilerini sıralamış ve başkanı olduğu derneğin amaçlarını şöyle özetlemiştir: “ Çevre dostlarıyla birlikte 2000 tarihinde kurulan derneğimiz ” doğal, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, geliştirilmesi, çevre kirliliğine karşı kamuoyunun bilinçlendirilmesi, her türlü yanlış bilgi ve değerlendirmelere karşı, toplumun aydınlatılması amacıyla etkinlikler yürüten bir çevre ve kültür örgütüdür.” Karadeniz çevresinin başlıca sorunları: “Su sorunu, nükleer santral projeleri, hidroelektrik santraller (HES) projeleri ve sonuçları, hava kirliliği, iklim, ulaşım ve trafik, çöp ve katı atıklar sorunu, deniz kirliliği ve kanalizasyon sorunu, yeşil alanlar-parklar sorunu, imar sorunu ve betonlaşma, baz istasyonları ve zararları, kıyılarımızla ilgili sorunlar, kültür-sanat sorunları”Bu sorunların çözüm önerileri, web sitemizde özet olarak sunulmuştur. Dünyada eşi benzeri bulunmayan doğal güzellikleri, endemik bitki örtüsü, jeolojik yapısı, fauna ve florası ile bütünleşmiş doğası; tarihi ve coğrafi konumu gereği dünya genelinde koruma öncelikli 200 alan arasında yer alan Doğu Karadeniz Bölgesi’nin birikmiş çevre ve kent sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalar, derneğimizin temel amacıdır." Yazıcı, hızla artan nüfus, buna bağlı olarak hızlı ve çarpık kentleşmenin neden olduğu doğal ortamların yok olması, şehir içi yeşil alanların, normalin çok altına düşmesi karşısında insanlarımıza gerekli koruma bilincini vermek için hep çırpındı durdu.  Nükleer santrallerin ibretlik bir örneği olarak gördüğü, belki de bedeninde hissettiği Çernobil felaketinin Karadenizde yol açtığı yaygın kanser ve ölüm vakalarına sürekli olarak dikkat çekti:      “Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor.
      Düşman haşin, zalim ve kurnaz.
      Ölüyor çarpışarak insanlarımız  “ 

      Hidro Elektrik Santraller (HES’ler)le birlikte, değişmekte olan iklim ve doğa yıkımı konusunda halkı bilgilendirmek, Karadeniz su havzalarının sorunları karşısında ulusal ve uluslararası koruma çalışmalarına katılmak, yön vermek, onun başlıca amaçlarındandı. Bu amaçları şiirsel bir dille şöyle özetleyebilirim:
    
Bilirsin, yaşamak direnmektir.
     Direnmek savaştır, barıştır yeri geldiğinde.
     Yeri geldiğinde yarış…
     Gün gelir, insan kazanır o yarışı.
     İnsanlık kazanır.
     Uzak değil o günler gülüm.
     Kim bilir belki bir adım atsak,
     Bir el uzatsak,
     O güneşli günlerin tutacağız elinden…

 
Mustafa Yazıcı, sosyal mücadelenin unutulmaz bir neferi olarak, Trabzon emek hareketi tarihinde yerini almıştır. “ Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir dünya” özlemi için, ömrünün sonuna kadar koştu. Mustafa Yazıcı; yaşanabilir bir çevre, savaşsız ve sömürüsüz bir dünya için sürdürdüğümüz ortak mücadelenin geçmişinde ve geleceğinde gülümseyen bir aydınlık olarak hep yaşayacak. Anısı ve mücadelesi önünde saygıyla eğiliyoruz.
                                                         
Ahmet İNCE
                                     
http://ozanahmetince.blogcu.com/
                                                  incegil@blogcu.com
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !